Özel üniversite gerekli mi?

Gebze Teknik Üniversitesi’nde 10 Ocak’ta düzenlenen “Araştırma Odaklı İhtisaslaşma Üniversiteleri Çalıştayı” sırasında açıklamalarda bulunan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, özel üniversite kavramının tartışılması gerektiğine dikkat çekti. Vakıf yükseköğretim sisteminin yetersiz kaldığını, sürdürülmesinin çok zor olduğunu belirten Saraç, “Vakıf üniversitesi sisteminin yeniden düzenlenmesi diğer taraftan da Türkiye’nin özel üniversiteyi tartışması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Saraç, özel üniversitelerden elde edilecek vergi gelirinin ise yüksek tahsilinde maddi açıdan zor durumda olan çocuklara harcanması gerektiğini kaydetti. Daha önce de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, vakıf üniversitelerinin vakıf olmaktan çıkıp, tamamen ticari çalıştıklarına yönelik bir değerlendirmede bulunmuştu. Öncelikle Anayasal değişikliği gerektiren özel üniversitelerin kurulmasını destekleyenler de var sakıncalı bulanlar da. Eğitimcilerin görüşleri şöyle:

‘Devlete yük olur’

URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut: Özel üniversitelerin kurulmasına karşıyım, doğru değil. Anayasamız yükseköğretimin ticari bir meta olmasına izin vermiyor. Türkiye’de üniversite enflasyonu oldu. Vakıf üniversitelerinin büyük bölümünde Ar-Ge’nin A’sı yok. Çoğunun sıralamalarda adı bile geçmiyor. Tamamen ticari yaklaşıyorlar. Vakıflardaki öğrencilerin yüzde 60’ı dar gelirli ailelerin çocukları. Öğrencilerin yediği yemek bile devlet üniversitelerinin 5-10 katı.

Vakıf üniversitesi demek vakfetmek demek. Harvard, dünyanın en büyük vakıf üniversitesi. 35 milyar dolar vakfiyesi var. Aldığı parayı Ar-Ge’ye kullanıyor. Johns Hopkins Üniversitesi’nin 2019’daki Ar-Ge payı 2,5 milyar dolar. Türkiye’deki bütün üniversitelerin Ar-Ge payı bu kadar. Vakıf üniversitelerinin her yıl öğrenciyi destekleyecek parayı vakfından koyması gerek. Özel üniversite açmak için bir vakfa gerek yok, herkes açabilir. Belli kriterler gelir ama önemli değil, kâr amaçlı olacak.

Vakıflarda garantör devlet üniversitesi var. Ancak devletlerin özel üniversitelere garantör olması tehlikeli. Üniversite bir ülkenin geleceği, tamamen ticaret yapanlara emanet edilemez. İşte gördük, pek çok özel okul battı. Vakıflarda yeterli Ar-Ge yapmayanlar kapatılacak denilmeli. En azından para cezası uygulanmalı. Vakıflar, dünya sıralamalarında iyi yere gelmiş olsa, Ar-Ge payları devletlere fark atmış olsa, o zaman özel üniversitenin açılması düşünülebilirdi. Özellerden alınacak verginin burs olarak aktarılması ise mümkün değil. Bu işi tüccarlar, kâr için yapacaklar. Vergi vermemek için tüm yolları bilirler. Vakıfların kapatılanları devlete devredildi, hepsi yük oldu. Özeller de battıkça devlete yük olur.

‘Vakıflar, özel gibi

Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu: Anayasa’nın 130. Maddesi’ne göre vakıf ve devlet üniversiteleri kurulabiliyor. Bu açıkça kurala bağlanmış. Mevcut durumda özel üniversite kurmak mümkün değil. Bunun için Anayasa değişikliği yapmak gerekir. Nitelikli çoğunluk gerekli. Siyasi partiler bu yönde görüş oluşturursa kaldırılabilir. Muhalefet de desteklemeli. İki dönem YÖK üyeliği yapan biri olarak bana göre de vakıf üniversitelerinin çoğu özel üniversite gibi. Fiilen vakıf üniversitesi gibi çalışan çok az kurum var. Eğer özel üniversiteler açılırsa vakıf, devlet, özel olarak üniversitelerin statüsü belli olur. Bu açıklığa kavuşmuş, hepsi doğru tanımlanmış olur. Özel üniversiteye gidenler üniversitenin kâr amaçlı bir yer olduğunu bilir.

‘Öğrenci müşteri görülüyor’

Eğitim Sen Genel Başkanı Feray Aytekin Aydoğan: “Her ile bir üniversite” projesiyle sadece devlet üniversitelerinin değil vakıfların sayısında da muazzam bir artış oldu. Türkiye’de tabela üniversite enflasyonu var. Özel üniversitelerin kurulmasının istenmesinin temel nedeni eğitim ve yükseköğretim hizmeti alanının kârlı alan görülmesidir. Öğrenciyi müşteri olarak ve iş gücü hazır yatırım alanı olarak tarif eden anlayış devam ediyor. Özel üniversite şirket üniversitesidir. Bunun olabilmesi için Anayasal değişiklik yapılması şart! Şirket üniversiteleri, tamamıyla kâr amacı güdecek kurumlardır, üniversite niteliği taşımazlar. Eğitim Sen olarak özel/şirket üniversitelerine karşıyız. Özel üniversitelerden elde edilecek vergi gelirinin maddi durumu yetersiz öğrencilere burs olarak aktırılacağına yönelik açıklama, yeni vergi arayışlarının olduğunu gösteriyor. Vergiler, kamu, öğrenci yararına, kamusal eğitimi güçlendirmek için kullanılmalı.

‘Kitlesel eğitim vermekteler’

MEF Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muhammed Şahin: Özel üniversitelerin kurulması fikrini destekliyorum. ABD’de üç tip üniversite mevcut: Devlet, vakıf ve özel. En iyileri vakıf ve devlet. Özel Üniversiteler ise daha çok kitlesel eğitim vermekte, dünya sıralamalarında fazla öne çıkamamakta. ABD’deki en iyi ilk 3 üniversite vakıf üniversitesi. Türkiye’den ilk üçe girenler de vakıflar. Vakıfların Türk yükseköğretimine katkısı bu anlamda kaçınılmaz. Ancak son 10-15 yıldır çok hızlı şekilde kurulan vakıf üniversitelerinin vakıf olma özellikleriyle ilgili tartışmalar devam etmekte.

Özel üniversite yasası çıkarılarak, mevcut vakıflara da özel üniversite statüsüne geçiş hakkı tanınarak gerçek vakıf üniversitelerini de rahatsız eden bu tartışmaların son bulacağına inanıyorum. Özel üniversiteler kâr amacı güden şirketlere benzer. Mali denetimi Maliye Bakanlığı’nın denetimine tabi, akademik olarak ise YÖK’e bağlı olmalı. Özellerde bence garantör üniversiteye gerek yok, üniversite faaliyet yapamaz noktaya gelince, öğrencilerini YÖK istediği üniversitelere yerleştirebilir. K12’deki özel okullarda uygulanan düzen bir referans olabilir. Elde edilecek gelirin maddi durumu yetersiz öğrencilere burs olarak aktarılması da hayata geçirilebilir bir uygulama. Başkan’ın bu yaklaşımı çok doğru. Bu şekilde olursa özel üniversitelere daha çok sahip çıkılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir